Toprağın Altındaki Hayat Benimse Üstündeki Neden Sizin!

Toprağın Altındaki Hayat Benimse Üstündeki Neden Sizin!

Aile, çevre ve toplum daha çocukluğumuzdan itibaren birçok kimlik yükler her birimize. Kendiniz olarak yaşamanız zorlaşır. Bir anne ve babanın evladısınız. Anne ve babaya saygının ne demek olduğunu mutlak itaat olarak öğretirler.

Ne giydiğine, ne yiyeceğine, nereye gideceğine, hangi bölümü okuyacağına, hangi inancı benimseyeceğine kadar sana biçilmiş kimlik anne ve babaya saygı olarak adlandırılır.

Halbuki her insan hürdür ve seçimlerini mutlaka kendisi yapmalıdır.

Anne, babadan sonra bir öğretmenin öğrencisi olursunuz.

Mutlak itaat burada da başlar.

Sorgulamak yok. Ne istersen o yapılacak. Önüne verilen yemeğe sesini çıkartma şansın kesinlikle verilmemektedir.

Öğretmeninin söylediklerini yapmalısın. Senin yeteneklerine, isteklerine kulak verilmez. Öğretmenin en iyisini bilir ve sana bir meslek biçer onu okumak zorundasındır. Hele ki; sistemin içerisinde kabul görmüş meslek gruplarıysa ailenin kesin onayı vardır. Artık söylenecek söz biter ve onu okumak zorundasındır.

Zamanla toplum devreye girer.

Hiç hayatımızdan çıkmayan, kendi varlığını hiç unutturmayan ancak gençlik yıllarımızda yaşamımızın tam ortasında yer alan toplum!

Okuduğun bölüm ile ilgili sorular vardır listelerinde.

Gittiğin her yerde ne okuyorsun? Ya da ne yapıyorsun? Gibi birçok sorularla karşı karşıya kalırsınız. Normaldir. İnsanları tanırken bunları hepimiz sorarız.

Hayallerini anlatmaya başlarsın bir bir. Olmaz, uymaz. Çünkü senin hayallerin yoktur. Toplumun sana biçtiği bir iş modeli vardır.

Memur ya da özel sektörde çalışman gerekiyor. Memur olursan hayatın kurtulur. Özel sektöre hiç bulaşmamalısın.

Toplumun soruları ve istekleri bunlarla bitmez.

İşin, aşın, evliliğin, geleceğin her şey onların elindedir. Ailenin, öğretmeninin ve toplumun tüm isteklerini yerine getirdin. Harika bir insan modeli çizdin.

Peki, hiç kendine şu soruyu sordun mu? Kendim için ne yaptım? Benim istediğim hayat bu muydu? Sorularını bir kez sorun ve cevaplarını alın.

Belki bir işiniz, bir yuvanız var ve bu soruları sormak zor gelecek. Sorduğunuzda tüm benliğinizle her şeyi yıkıp geçmek isteyecek ancak yapamayacaksınız. Yaptığınızda da her şeye sil baştan başlama korkusu var. Sicilinize ikinci bir kimlik yüklemek istemiyorsunuz. Yani kendiniz olarak değil başkalarının verdiği kimliği taşıyarak teslimiyetçi yaşamla devam etmeniz kolayınıza geliyor. Ancak bir gün kendim için ne yaptım? Diye sorarsanız kendiniz için yapmadıklarınızı yapmaya başlayın.

Kendim için yaptıklarım

Hayatımın son 7 senesi sürekli sorulan sorulara cevap vermekle geçti.
Neden bu mesleği okudun? Okudun da şimdi ne olacak?
Çünkü Ya özel sektörde çalışmalı, ya da devlet memuru olmalısın?
Devlet memuru olursan makbuldür hayatın kurtulur. Olmadım henüz olmayı düşünmüyorum. Canım öyle istiyor.
Özel sektörde de olmadım hala olmayı da düşünmüyorum. Kendi başıma sektör oldum. Kendim yazıp kendim oynuyorum hayatımın baş rolünde! Ne kadar kazandığım umurumda değil. Rızkım ne kadarsa o kadar.
Hala okumaya devam mı edeceksin bıkmadın mı? Sorusuna ise; evet, bıkmadım. Tekrar okula mı dönmek istiyorum tekrar okula döneceğim. Belki yapamam dediğim bir bölümü seçip sadece egomu tatmin etmek için okuyacağım. Ve sonuç ne oldu? Diyenlere! Canım o an onu istedi yaptım ve iyi ki yapmışım diyeceğim. Tıpkı, bugün yaptıklarıma iyi ki yapmışım dediğim gibi.
Gelelim toplumumuzun Joker değerindeki sorusuna!
Ne zaman evleneceksin?
Bu soruya hep soruyla karşılık verdim ve yine vereceğim.
“İnsan neden evlenir?”
Evlen kurtul cevabını aldığım çok olmuştur.
Neyin kurtuluşu?
Ben bir insan olarak neyin boyunduruğu altındayım ki; sürekli bana evlilik kurtuluş olarak lanse ediliyor. Bu cevap tatmin etmedi.
Sıradaki cevap; çocukların olsun diye evlen olarak çıktı karşıma.
Peki, sonrası ne olacak?
Çocukların olacak?
Peki, sonra ne olacak?
Yaşlanınca sana bakacak?
Ya yaşlanamadan ölürsem ya da çocuklarımız bizim hayat sigortamız mı? Bu soruya henüz tam cevap verilemedi.
Evlenirsen eşin olacak mutlu olacaksın dendi.
Peki, bu eş nasıl biri olacak?
En başta okumuş olacak, parası pulu olacak, eh ahlaklı olacak ve sen mutlu olacaksın?
Peki, eş olmak nedir?
O çalışacak sen yiyeceksin. İşte tam da bu! Sen kadın olarak birilerinin hep istediğini yapacaksın. Bir erkeğin karısı, bir çocuğun annesi!
Peki, bu hayatta bana sen ne yapmak istiyorsun sorusu neden sorulmuyor?
Niçin sürekli bana benim fikirlerim sorulmuyor da olmam gerekenler hakkında sorular soruluyor.
Sormayın.
Sanane cevabını vermedim üslubuma uymuyor. Ancak sizi kırmayacağım diye kendimi de üzmeyeceğim.
Gelmeyin artık bana verilmiş hayatımın üstüne! Toprağın altındaki hayat benimse üstündeki neden sizin oluyor? Benim olan hayatıma neden sürekli kendi zihninizdeki rolleri biçiyorsunuz?
Sormayın. Bundan sonra canım ne istiyorsa onu yapacağım.

Bir önceki yazımız olan Nokta Çalışması başlıklı makalemizde biristek, dersleri ve eğitim hakkında bilgiler verilmektedir.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir