200 YIL ÖNCE İŞLENMİŞ NAFTALİN KOKULU ÖRTÜLER

200 YIL ÖNCE İŞLENMİŞ NAFTALİN KOKULU ÖRTÜLER

Naftalin kokan örtüler… Bilmeyen için çok değersiz ancak, bilen için her şeyden daha kıymetli olan bu örtülerin 200 yıllık bir geçmişi var. Şöyle bir gözlerimi kapattığım zaman geçmişi 150 ve 200 yıl öncesini hayal ediyorum. Tandırda pişen ekmekler, kahve kokuları, sıcacık komşuluklar, tüm medeniyetlerin, inançların bir arada yaşadığı yıllar gözümün önüne geliyor. Bundan 30 sene öncesinde bile komşuluk ilişkileri sıcacıkken, Osmanlı devletinin içinde barındırdığı tüm milletlerin birbiri ile  anlaşması hiçde zor gözükmüyor. İmkanlar arttıkça, eşyalar çoğaldıkça samimiyet azaldı Muhabbetler yok olmaya yüz tuttu. Elimizden geldiğince sıcacık ve samimi ilişkiler kurmaya çalışsak bile bana 200 yıl önce işlenen örtüler kadar bile samimi gelmiyor. Her telinde, her dokunuşunda büyük bir emek olan örtülerin nakışından, kumaşına kadar tamamen el dokumasıdır. Ütopik gibi gelse de o dönemde insanların her şeye büyük bir emek harcadığı kaçınılamaz gerçektir. Düşünsenize! Bir nakış işleyeceksiniz ve bunun kumaşına kadar el dokuması olacak. Yok artık dedirtecek kadar hayal geliyor fakat, tüm bu örtüler annanemin ananesinden kalmadır. Ananem büyükana dediği bu kadın oldukça marifetli ve tezgahlarda işlemeler yapan becerikli hatunmuş. O yıllardan bu yıllara kadar gelmesi ve örtülerin tamamının bana kalacak olması en büyük mutluluk kaynağım. Bu kadar torun arasından neden ben? Ananem eski terzilerdendi. Gördüğünü diken ve bir gördüğü kazağın ilmik sayılarını sayarak eve geldiğinde ören bir kadındı. Çocukluk yıllarımdan beri hafızalarıma kazınan tek cümlesi “kim bu mesleği yaparsa dikiş makinam ve makasım ona kalacak” derdi. Sahiden o kadar torunun ve tek kızı olmasına rağmen bu mesleğe gönül veren tek kişiydim. Vefat etmeden öncede makinam kesinlikle Vahide’ye gidecek diye ısrarla tembih etti. Öylede oldu. Örtülerden bu noktaya nasıl geldiğimi düşünüyorsanız, sebebi şu ki; ananem büyükanası kadar marifetli ve bunun bana geçmesi ile örtüleri bana bıraktı. Anneminde hem fikir olduğu örtülerin bana kalması “kızım bunun kıymetini senden başka kimse bilemez” demesiydi. Gelelim örtülerin işçiliğine…

60673_794498850601059_7818498466330215987_nGördüğünüz zaman makina nakışı gibi dursa da, kesinlikle tamamen el dokumasıdır. Sağını solunu, önünü arkasını incelediğim zaman nasıl böylesine düzgün ve net bir şekilde işlemiş diye kendimi alamadım. Artık bu tarz örtülere yani geçmişe olan bir dönüş olduğu için makinada işlenmektedir. En önemlisi nakışlı kıyafetler sezonun trendleri arasına girmeye başladı bile. Bundan dolayı işlenmiş böyle örtüler alarak kendinize kıyafet diktirebilirsiniz.

1560621_794498827267728_294440870930571752_nYağmur yağdığı zaman hala gökkuşağı çıkmasına bir çocuk gibi sevinir ve ağzımız açık seyrederiz. Bu örtüdeki renkler, dizayn bana anında gökkuşağını hatırlattı. Eskiden her nakışın bir hikayesi var derlerdi. Bu nakışlı örtülere ilk baktığım zaman aklıma gelen acaba bunun hikayesi ne?

10383880_794498863934391_7220174488846101703_nDört köşesine konmuş ahenkle işlenmiş örtüye dokunduğumda direk söylediğim bu el dokuması kesinlikle olamaz dememdi. Öyle şaşkın ve öyle hayran bırakıyor kendisine… Son derece düzgün ve bir makina nakışında bile olan kaymaları görmeniz mümkün değil. Çünkü bu örtüler 200 sene önce büyük bir aşkla işlenmişti. Adeta örtülere tüm duygular yansıtılmış ve bir şeyler anlatırcasına kendine bağlıyor.

10580255_794498920601052_1991026889063899912_nBaşka bir başka örtü daha tüm duruşu ile sağlam ve yıllara meydan okuyan cinsten. Bu örtülerin kumaşlarına dokunsanız hani ödemiş ipeği varya öylesine ince, öylesine zarif ve şeffaf işlenmiş.

10592944_794498963934381_1724368118150384478_nTutkusu hiçbir zaman geçmeyen mavi tonları ile kahverenginin buluşması ve desenelerin şıklığı kendini öylesine sevdiriyor. Birbiri ile olan uyumu gözlerden kaçmayan örtüler…

10599151_794498937267717_2592422427578171158_nKesinlikle içlerinde en çok hayran kaldığım ve bakmaya doyamadığım bir tasarım… Altın renginde işlenmiş kuşlar ve mor dokulu yapraklar zarafeti ile adeta kendine bağlıyor.

10613106_794498987267712_9150167980604258671_nYeşil laleler ile uyumlu dokunan yapraklar dallarına öylesine sıkı bağlanmış ki; geçmişten bugüne kadar sıkı bir şekilde gelmeyi başarmış. Yine kuşlu nakış kadar en sevdiğim arasında olan örtünün kumaşı son derece ince ve hassas… Ancak, bir o kadar dayanıklı.

10616531_794498887267722_7292752393264777098_nMavi Osmanlı döneminde nakışlarda, mutfak eşyalarında en çok kullanılanların başında geliyor. En azından bize aktarılan baş renkler arasında ve böylesine güzel şekilde dokunması daha da dikkat çekmektedir.

10294251_794498807267730_3716105054797514351_nBu örtüdeki şaşkınlığımı asla gizleyemem. Hani, biz en kıymetli nevresim takımlarımızı kullanmaktan hep çekiniriz. İşte bu örtü bir çarşaf olarak dokunmuş. Önce büyük bir sabırla kumaşı dokunan örtünün ardından kenarları büyük bir titizlikle işlenmiş.

10590438_794498783934399_5188610097346365597_nGelecekte evlendiğim zaman tahminim benim evimin bir odası küçük müze olacak. Kimbilir belki bu örtüler gelecekte bana bir defilede ilham kaynağı olur. Kimbilir tarihe geçebilecek bir defile… Biliyorum hiçbir şey imkansız değil, sadece sabır ve emek gerektiriyor. Tıpkı bu örtülerin işlenmesinde olduğu gibi sabır ve emek ikisi bir arada. Belki de geçmişte insanlar birbirilerine bu yüzden bu kadar sabırlıydı. Emek vardı, hemde hiç azımsanmayacak derecede büyük emek. Bu yazımdan yola çıkarak gelecek sezonda trendlerde kullanılacak nakışlı, etamin dokumalı elbiseleri tercih edebilmenizdir. Kimbilir kendi elbisenizi kendiniz tasarlayacaksınız.

Size harika ip uçları veren Hija.be bunu çok güzel anlatıyor.

“Sanata ve el sanatına karşı hep bir ilgim var. Sabrı öğretiyor.”

 

Bir önceki yazımız olan RESİM VE TASARIM YAPMAK ARASINDAKİ FARK başlıklı makalemizde arasındaki farklar, eğitimi ve ilk ders hakkında bilgiler verilmektedir.



4 thoughts on “200 YIL ÖNCE İŞLENMİŞ NAFTALİN KOKULU ÖRTÜLER”

  • Bundan daha güzel anlatılamazdı…Kayınvalidemde çeyizinden kalma parçalar hatta çeyiz sandığını bile bana emanet etmiştir aynı düşünce ile…O kadar sevdim ki bu yazını, bakmaya doyamadım…Çok kıymetli bir servete sahipsin, Allah seni hak edene çeyiz olarak götürüp güzel günlerde kullanmayı nasip etsin…

    • aslında o naftalin kokusunu bende hiç sevmem ama 200 sene sandıkta bu derece sağlam kalabilmesini sağlıyor. 🙂 teşekkür ederim

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir